21 Şubat 2016 Pazar

GÜMÜŞ GÖZYAŞLARI (Kontes Yorumu)

Kristin'ın harika romanlarından biri olan Gümüş Gözyaşları hakkında yorumlarımı yazacağım.




Aslına bakarsanız yeni kitap okumaya başlayan birisi değilim. Çok fazla kitap bitirmişliğim var. Ama bitirdiğim zamanlar onları böyle bloga atmak aklıma gelmiyordu.

Şimdi eskiden okuduklarımı da yavaş yavaş atacağım. Çünkü çok değerli bulduklarım var içlerinde.

Kitabımız bir annenin -ismi Mikaela- attan düşüp komaya girmesiyle başlıyor. Daha ilk sayfalarda böyle başlayan bir kitabın çok da eğlenceli olmadığını söylemeliyim.

Liam eşine sadık ve eşini çok seven bir doktordur. Mikaela'nın derin uykusu boyunca yanında olup geri dönmesini umarak zaman geçiriyordur. 

Eski kocasının ismine duyunca tepki verdiğini sanarak Liam kendi canını yakacak bir olaya giriş yapar. Mikaela'nın eski aşkının, hiç unutamadığı o adamın ünlü Julian True olduğunu öğrenir ve onu görmesi için ikna eder.

Bununla birlikte eşinin Julian ile olan geçmişi hakkında bir şeyler öğrenecek ve hayal kırıklıkları yaşayacaktır.

Bir de kitapta bir yerde Angel (Kristin'ın İlkbahar Rüyası kitabında ki karakter) geçiyordu. Angel'ın ismini görünce böyle bir nedensiz çığlık atmalar, anlamsız sevinçler oluştu bende.



Kitabın nasıl bittiğini tabi ki de söylemeyeceğim fakat siz de benim gibi Hannah fanıysanız aşağı yukarı tahmin ediyorsunuzdur.

Ruhunuzun ve kalbinizin en derinliklerine ulaşabilen bu kitap herkese önerebileceğim cinsten.



Kitabı yazan kadar çeviren kişinin çok önemli bir görevi var. Bence Pegasus Yayınevi'ndeki Solina Silahlı tarafından çevirilen kitaplar çok başarılı. Yani kadının hakkı verilmeli gerçekten. (Solina Silahlı ile gerçekten iletişime geçmek istiyorum fakat hiçbir yerde bulamıyorum. Birileri bir şeyler biliyorsa bana da söylesin lütfen^^)

Kitaba 5 üzerinden 5 puan veriyorum. Başka bir yazımda görüşmek üzere. Ayrıca Kristin'nin diğer romanı olan İlkbahar Rüyası adlı yazımı da okuyabilirsiniz :)

Bonus olarak;




Doğru söze ne denir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder